Geçen iki haftada ki stres ve sıkıntı dolu maçları yaşadıktan sonra bu hafta biraz daha ümitli bir şekilde Denizlispor maçı için Avni Aker ’e koştum. Çünkü Denizlispor’a istatistiksel olarak Trabzon’da büyük üstünlük sağlıyorduk. Maça erken gideyim sahaya çıkan takımı ve tribünlerdeki ambiyansı göreyim dedim. Maça hazırlığımı biraz ağırdan alınca stada zar zor yetiştim. Stada girerken giriş kolaydı kaldı ki kapı sayısı da artmamıştı. Maça ilgi fazla yok diye düşündüm. Bunda soğuk, kasvetli havanın ve maçta yağmur beklentisinin payı büyüktü. Yerime oturduğum zaman çevremdeki koltuklarda oturan kişilerin çoğu maça gelmemişti. Sanki havadaki kasvet taraftarın üzerine çökmüştü. Maç öncesi bildik Avni Aker ambiyansından eser yoktu. Taraftardaki bu durgunluk maçta takıma da yansıyacaktı. Havadaki garip durum taraftarı,teknik kadrosu,takımıyla herkesi uyutan ölü toprağı gibiydi.Hiç kimse oyuna müdahale bile edemiyordu.Ne taraftar takımı motive ediyor,ne hoca, ne de sahada oynayan oyuncular.Bu ruh halinde değil Trabzonsporlu oyuncular Barcelona takımını sahaya koysaydınız bile göz göre göre giden bu maçı çeviremeyecekti.Ta ki maç bitip üç puanın şok bir mağlubiyetle elimizden uçup gidene kadar bu duruma uyanamadık.
Ersun
Hoca’nın sahaya çıkardığı onbir kağıtsal olarak doğruydu ama
oyuncuların görev dağılımı yanlıştı. Kalede Sylva defansta Tayfun-Song
–Egemen-Cale onların önünde ön liberoda Selçuk biraz daha önde sağda
Serkan solda Colman onların önünde on numara pozisyonunda Alanzinho ve
ileride Isaac ve Gökhan. Trabzonspor kendi evinde oynadığı bir maçta
kağıtsal olarak doğru bir kadro dizilimiyle oyuna başladı.Ama futbolda
bazı öngörüler vardır ki bunları dikkate almazsanız kağıtsal doğrular
ve üstünlükler hiçbir işe yaramaz.Denizlispor bu sene kümede kalmaya
oynayan bir takım olarak deplasmanlarda mutlaka kapanarak
oynayacaktır.Oyunu dar alana sıkıştırarak sizin oyuna hükmetmenizi
engelleyeceklerdir.Eğer siz oyunu dar alana sıkıştırırsanız ve uzun
defans oyuncularından kurulu Denizlispor defansına şişirme toplar
gönderirseniz kısa forvetlerinizle pozisyon bulma şansınız zor olur.
Bulabileceğiniz pozisyonlardan mutlaka gol veya goller çıkarmanız
gerekir. Aksi halde böyle takımlar bir pozisyon bulur ve bunu atıp
bunun üzerine yatabilirler. Oyunda kritik anlarda kalecileri, defans
oyuncuları sık sık sakatlık geçirerek oyunun durmasına ve soğumasına
neden olur ki sürekli ve bunaltan bir baskı kurmanızı engellerler. Bir
de bunlara hakemin sık sık gereksiz düdüklerle oyunu kesmesi eklenince
işiniz bir hayli zorlaşır.İlerleyen dakikalarda kontralar yiyebilir ve
oyunu çevirme şansınızı kaybedebilirsiniz.Kapanan takımlara karşı oyunu
açamayan bir takım için bu hikaye her sezon defalarca tekrarlana gelen
ve ne yazık ki bir türlü önlem alınamayan kronik hastalık
gibidir.Böylesine maçlara doğru hazırlanamaz,doğru taktikle ve doğru
kadro yapısıyla çıkamazsanız,oyunu kritik anlarda müdahale
edemezseniz.Kaçınılmaz son sizi bekler.Sonuç bağıra bağıra gelir ve
eliniz ayağınız tutulur.Öyle uçup giden puanlara bakar kalırsınız.Tıpkı
bu maçta olduğu gibi.
Ayrıca
her maça aynı on bir , aynı taktikle çıkar, her rakibe aynı oyunu
oynarsanız bu sisteminiz çözülür ve buna göre önlem alan rakipleriniz
sizi zor durumlarda bırakır.Sizin her maçta aynı taktik ve aynı
oyuncularla aynı oyunu oynayabilmeniz için Barcelona gibi rakiplerinize
ezici bir üstünlük kuran kadronuz ve oyun anlayışınız olmalıdır.Ki
böyle olmadığına göre her rakibe ve her maça göre farklı taktik ve
kadro anlayışıyla oynamanız lazımdır.Bunun için kadronuzdaki on dört
oyuncuyla değil on sekiz oyuncunuzla oynamalısınız.Ceyhun, Barış,
Giray, Göksu, Papy ‘e zaman zaman maçlarda görev vererek bu oyuncuları
devamlı hazır tutmalı ve bazı maçlarda direkt on birde oynatmalısınız
ki uzun vadeli yarışlarda bu oyunculardan yeterli verimi
alabilesiniz.Yoksa aylar sonra birisi cezalı olunca bu oyunculardan
faydalanmaya kalkarsanız, istediğiniz verimi alamazsınız.Taktiksel
anlamda sürekli oyun anlayışınızı güncellemelisiniz.Gerekirse bazı
maçlarda tek forvet,bazılarda üçlü forvet,bazen ikili forvetle
oynayabilirsiniz.Bunu oynayacağınız takımın durumu,kadro
yapısı,taktiği,içerde mi dışarı da mı nerde oynayacağınız
belirleyecektir.
Ersun
Yanal Colman ‘ı sol kanata hapsettiği zaman takım bu oyuncudan yeterli
verimi alamıyor ve bu oyuncunun sürekli içe kadetmesi sonucu sol
tarafta yük Cale ‘nin üzerine biniyor. Bu da sol bekin hücuma katkısını
sınırlandırıyor. Sağ bekte oynayan Tayfun defansif anlamda bazen kademe
hataları yapması ve hücuma çıktığında geri dönmemesi sonucu takıma bu
kanattan ciddi sıkıntılar yaşıyor. Özellikle Yattara’nın oynadığı
maçlarda Yattara’nın defansa hiçbir katkısının olmaması ve solda
Colman’ın oynatıldığı maçlarda bu iki kanattaki yükün sağ ve sol bekler
üzerine yığılması nedeniyle bu oyuncular hücuma çıktılarında bu
kanatlarda doğan boşluklardan takım için ciddi pozisyonlar veriyor.
Yattara’nın sağ kanatta ve Colman’ın sol kanatta oynatıldığı maçlarda
etkisiz olmaları nedeniyle Trabzonspor hücum yönünden kanatları
kullanamıyordu. Bu da oyunun orta yuvarlak ile rakip yarı sahasının on
sekizi arasına sıkışıp kalmasına neden oluyor ki bu Trabzon’a
deplasmana gelen takımlar için bulunmaz nimet. Trabzonspor’dan yedi
rakipten dokuz oyuncu o alanda bulunduğu zaman siz oyuna
hükmedemezsiniz ve pozisyon üretmezsiniz. Bu maçta Ersun Hoca yine
Colman’ı sol kanata hapsetti ve Colman sol kanattan fırsat buldukça
içeri katetti. Bu da Trabzonspor’un o kanadı yukarıda bahsettiğimiz
sebeplerden dolayı hiç kullanamamasına neden oldu. Serkan bu kez
Yattara’nın yerine sağ kanatta görevliydi. Serkan mücadeleci ve dinamik
bir oyuncu ama kenar oyuncusu değil o da sık sık içeri girerek
Colman’ın yaptığını yaptı.Sol kanatta yaşanan klasik sıkıntılar sağ
kanatta da yaşandı ve Trabzonspor her iki kanadı kullanamadı. Sol açık
olarak alınan Alanzinho orta sahanın göbeğinde on numara pozisyonunda
oynatıldı. Alanzinho fiziki olarak zayıf ve çelimsiz olması nedeniyle
kalabalık Denizlispor defansı arasında kaybolup gitti. Colman ve Serkan
‘ın da içeri katetmesi sonucu oyunu geride kabul eden Denizlispor bir
kişiyi orta yuvarlağın orda bırakacak sekilde kendi yarı sahasına
gömüldü kaleci hariç dokuz Denizlisporlu yedi de Trabzonsporlu oyuncu
oyunu orta yuvarlak ile Denizlispor on sekizi arasındaki alanda
oynamaya çalıştı. Bu kadar dar alanda pozisyon bulmak zaten çok güçtü.
Kaldı ki Trabzonspor koskoca maçta 3-4 önemli pozisyon bulabildi.
Halbuki
böyle oynayacağı belli olan bir takıma karşı kanatları mutlaka
işletebilmeli, dış şut denenmeli, duran top organizasyonlarıyla gol
aranmalıydı. Trabzonspor oyunu kanatlara açamadığı için ortaya sıkışan
oyuncular dış şut bulma şansı bulamadılar. Golcülerin sürekli pres
yapıp kaleciyi defansı rahatsız etmeli ve rakibin hata yapmasına zemin
hazırlanmalıydı. İki forvet de koşup pres yapmazsa rakibin geride
sıkıntı yaşamaz rahat oyun kurar ve pozisyon vermesi minimuma iner. Bu
da senin az pozisyon bulmana işinin zorlaşmasına neden olur. Böyle
maçlarda bulabileceğin az sayıdaki net pozisyonları mutlaka forvetlerin
gol yapabilmeli yoksa kazanamazsın.Bir de rakibin bir iki defa gelip ve
geldiğinde gol veya goller bulursa böyle hiç ummadığın maçtan boynun
bükük ayrılırsın.
Perşembenin
gelişi çarşambadan belli olur diye bir söz vardır Trabzonspor oyun
mantalitesi anlamında Ankaragücü maçından bu yana alarm
veriyor.Rakipleri Trabzonspor ‘u çözmüş ve ona göre önlemini
alıyor.Ankaragücü’yü son dakika golüyle yenmemiz ve Beşiktaş maçından
mucize bir puan çıkarmamız sıkıntıların üzerindeki sis perdesiydi. Bu
perde Denizlispor maçıyla yırtıldı. Bir bakıma iyi oldu. Hani bir
musibet bin nasihatten iyidir diye bir atasözümüz vardır.Aynen öyle bu
uyarı tam zamanında geldi. Artık Ersun Hoca , yönetim, futbolcular,
basın ve taraftar kendilerine çeki düzen vermeli. Şampiyonluk yarışında
kendi sahamızda çok önemli üç puanı kaybettik.Yine de puanlar
kaybedilecek. Ama iç saha ama dış saha olsun hangi maç önemsiz ki? Her
maç 3 puanlıktır bunun iç sahası deplasmanı yoktur.
Taraftarı
, basınıyla takımı bu kadar erken şampiyonluk havasına sokup baskı
altına almayalım.Böyle mağlubiyetleri de olgunlukla karşılamalıyız.Bu
köprünün altında daha çok sular akacaktır.Kaldı ki bu takımdan sezon
başında kimse şampiyonluk beklemiyordu.Bu takım sadece bu yıl için
değil Trabzonspor’un geleceği için kurulmuştur.Bu yıl şampiyon
olamazsak kimse bu takıma kabahat bulmamalı.Bu takımda ilk on birin
sekizi,ilk on sekizin on dördü yeni oyuncu.Takımın eksikleri var ama
takımda müthiş bir inanç ,mücadele ve iyi niyet var.İstanbul basının
gazına gelip erken havaya girersek eksiklerimizi göremeyiz.Takımızı
şampiyonluk nedeniyle baskı altına alırız.Bu kadroda şampiyonluk
mücadelesi vermiş oyuncu sayısı üçü geçmez.Hoca da dahil olmak üzere
herkes şampiyonluk yarışına acemi.Son haftalardaki bu düşüş ve yapılan
hatalar hep bu baskının getirdiği stresten kaynaklanıyor.
Şimdi
bize düşen taraftarı ve basınıyla takıma soğukkanlılıkla ve
yüreklilikle, kötü de oynasa, kaybetse de hep destek tam destek
sağlamalı. Yakaladığımız ambiyansı kaybetmeyelim. Tribünler bu hafta
sınıfta kaldı.Takım,teknik heyet ve yönetim ise bu dönemden ders
çıkarmalı ve gereken önlemleri ivedilikle almalı.Takım moralini
bozmadan sonuna kadar şampiyonluk arzuyla mücadele etmeli.Takımımıza
güveniyoruz bize bu heyecanları yaşatanlar bu işi burda
bırakmayacaktır. Pes etmeden durmak yok mücadeleye devam.